Miran. Baba. Hayır. (Hızlı hızlı nefes alıp veriyor.) Yalan söylüyorsun, seni ben itmedim. Nasıl? Reyyan, sen bana inanıyorsun değil mi? Yapmadığımı biliyorsun değil mi? Bu nasıl mümkün olabilir? Miran bana... ...bana, sen...Yaptın mı? Onca şey, sözler verdin. Söylediklerin... Reyyan, Reyyan yalvarırım. Sen kimsin? Gözyaşımı silerken benimle birlikte ağlayan adam... Geçecek Reyyan dedin. Hepsi yalan mıydı? Hepsi mi yalandı, ha? Sen bize bunu nasıl yaptın? Reyyan. Reyyan baban yalan söylüyor. Yemin ederim ben itmedim. Babanı ben itmedim. Değil mi? Desene! De! Ya sen, ya sen ne kadar aşağılık bir adamsın! Şu hasta yatağında bile iftira edecek kadar aşağılık bir adamsın! Kızına rağmen, bütün gerçeğe rağmen yalan söylüyorsun! Yeter! Uzak dur babamdan! Reyyan yemin ederim ben yapmadım! Ya ben... Söyle! Yeter, yeter! Öldüreceğim demedin mi defalarca? Onca insan buna şahit değil mi? Bu da mı yalan? Zehra Hanım. Reyyan, sen inandın bana, tuttun elimi. Bir şey söyle! Susma Reyyan, bir şey söyle! Susma! Söyleyecek şey mi bıraktın? Sen beni, benim sana olan inancımla sınadın. Hayatımın en kötü hikayesini yine, yine sen yazdın! Reyyan yalvarıyorum sana, bak yalvarıyorum. Sırf bizi ayırmak için söylüyor! Anamı benden ayırmak için canını aldı, şimdi seni benden almak için yalan söylüyor! Git buradan! Öfkeni de intikamını da al çık git hayatımızdan! Reyyan bir dur, bir dinle! Seni kalbimden kimse alamaz demiştim ya... ...sen aldın. Şimdi kimsesizsin Miran. Yalanlarınla, intikamınla kimsesizsin. Bitti, her şey bitti! Git, git buradan Miran! Reyyan vallahi ben yapmadım. Ya yala söylüyor, yapmadım! Git buradan Miran, git buradan! Git buradan! Ya Reyyan şu gözlerime bak, yapmadım! Sendin... Şerefsiz! Yalan söylüyor. Ne yaptın lan amcama? Öldürürüm lan seni! (Bağrışmalar.) Ben yapmadım! (Bağrışmalar.) (Bağrışmalar.) Biiyorum, kayınpederinizle ilgili size ümit vermeyip sadece kırk sekiz saat, hepsi o... ...aksi mucize olur demiştim. Ama bakın mucize gerçekleşti, değil mi? Haydi sen git değiştir üstünü. Sırf bizi ayırmak için yapıyor bunu! Sırf bizi ayırmak için! Anamı benden ayırmak için canını aldı, şimdi seni benden almak için yalan konuşuyor! Benim babam ölecek mi? (Bağrışmalar.) Ben yapmadım! Miran! Ben yapmadım! Bırakın! Bırakın lan, bırakın! (Bağrışmalar.) Gel lan buraya! Reyyan ben yapmadım! Reyyan ben yapmadım yalan söylüyor Reyyan! Tamam tamam! Ya ben yapmadım Fırat, ben yapmadım! Reyyan ben yapmadım! Bırak, tamam! Tamam! Yapmadım! Miran! Allah'ım sen beni affet. Miran tamam, tamam! Gözümün içine baka baka yalan söylüyor! Miran Miran! Ya içeri bir gireyim ya! Miran! Reyyan. İzin ver Azad abi. Son bir sözüm var ona, izin ver. İzin ver Fırat. Son bir söz ne demek Reyyan? Söylediklerimi duymadan git istemedim. Sana seni hep seveceğim demiştim. Ne sen ne babam, kim haklı olursa olsun hep senin yanında olacağım dedim. Babaannenin oyunlarına, beni öldürmek istemesine rağmen herkese... ...her şeye rağmen senin yanında oldum. Babamı ölümle tehdit ettin, öfkeden söylüyor dedim, yapmaz dedim ama... Yapmadım! Yaptın. Reyyan sen bana bir kere inandın, beni tanıdın bildin, Miran masum dedin. Sen benim kalbimi gördün Reyyan. Senin kalbini bugün gördüm ama göstermek istediğini değil, gerçek kalbini gördüm Miran. İntikamdan kararmış kalbini gördüm. Seni o yalanlara babaannen inandırdı sanıyordum... ...ama onlar senin gerçeklerinmiş. Annenle baban öldüğü için öyle öfkelisin ki, intikamını alıp acını haffifletmek için katil aramışsın kendine. Ama o katil benim babam değil. Reyyan ne olur böyle söyleme! Ya sözlerim yetmiyorsa bari şu gözlerime bak! Artık hiçbir sözünün hükmü yok bende. Ama canımı en çok ne yakıyor biliyor musun? En az senin kadar ben de suçluyum. Sana inandığım, senin için ailemi karşıma aldığım için ben de suçluyum. Babamın canına kast etmene izin verdim. Sana inanarak yaptım ben bunu. Yapmadım ben yapmadım! Babana ben zarar vermedim, ne olur böyle söyleme! Ben sadece seni sevdim. Sen kimseyi sevemezsin Miran. Ne kendiyle ne de geçmişiyle savaşı bitmemiş biri, başkasına ne sevgi ne de mutluluk verebilir. Verebileceği tek şey acı. Sen sadece acı verdin. Reyyan. Sen öldün benim için, öldün! Şimdi o sarıldığın yalanlarını da intikamını da al, git buradan. Miran, haydi kardeşim. Haydi. Haydi. (Ağlıyor.) Reyyan. Ya de bana, senin o saatte o çakal yuvasında işin neydi? Babam doğru diyor abi, ne işin vardı orada? Ya ben kızımı almaya gitmiştim. O saatte mi? Cihan, abin daha yeni gözlerini açtı. Daha fazla yormasak? Allah'ın izniyle hastaneden çıkınca ayrıntılı konuşuruz. He vallahi doğru diyorsun yenge. Allah abimi bize bağışladı ya, daha ne isteriz? Bu yaptıklarının bedelini ödeyecek o Miran soysuzu! Benim oğlumu öldürmeye kalkmanın ne demek olduğunu göstereceğim ona! Baba bak sakın... [Kapı açılır.] Babacığım! Oy Gül'üm benim! Gel bakalım. Gel çiçeğim benim. Oy ben de şimdi herkese seni soruyordum benim mis kokulu Gül'üm nerede diye. Oh. Geldim babacığım. Çocukları içeri almazlar diye kantinde bekliyorduk. Ama ben şimdi doktor amcamdan izin aldım. Biliyor musun? Ben daha önce de seni görmeye gelmiştim. Ama sen o zaman uyuyordun. Bildim ben bildim, anladım senin geldiğini hemencecik uyandım. Çünkü ben seni çok özledim çiçeğim. Ben de seni okyanuslar kadar, kocaman özledim. Oy. Cennete gitmediğin için teşekkür ederim babacığım, bizi bırakmadığın için teşekkür ederim. Bırakmam, bırakmam çiçeğim. Ben seni bırakıp da hiçbir yerlere gitmem boncuk gözlüm. Ben hep senin yanında olacağım hep, sen sakın ağlayıp üzülme. Tamam çünkü sen verdiğin bütün sözleri tutarsın, hiç bize yalan söylemezsin. Ama ablamla sen dışında herkes bana yalan söyledi. Hani biz yanlışlık yapınca sen diyordun ya, yol eğilir... Yol eğrilir, su bükülür; sen sakın eğrilip bükülmeyesin. Babamı duydunuz değil mi? Bak siz de bundan sonra babam gibi hiç yalan söylemeyin. Biliyor musun? Ben hep dua ettim. Allah'cığım lütfen babamı yanına alma... ...çünkü ben oraya nasıl gelinir bilmiyorum, babamı çok özlerim dedim. Bir de babam yokken her şey çok kötü oldu, herkes birbirine bağırdı babacığım. Annem ablama vurdu. Aa. Gül, annem. Babannı yormayalım daha çabuk iyileşsin tamam? Şimdi Melike ablanla git sen sonra bir daha gelirsin tamam mı annem? Baban biraz dinlensin. Haydi gel bakalım. Oy Gül'üm benim, sakın üzülme. Çok geçmiş olsun Hazar Bey. Sağ olasın Melike. Güle güle baba. Güle güle kuzum sakın ağlama ben geleceğim eve, geleceğim ben. [Kapı kapanır.] Az kalsın bu günahsız da yetim kalacaktı. Çok şükür başaramadılar. Vurdular ama ölmedik. Ama şimdi biz onlara öyle bir vuracağız ki... Baba sakın! Hiçbir şey yapmayacaksınız. Ben bu iş kapansın istiyorum., bitsin artık. Eğer ki bir şey ederseniz, beni yok sayarsınız. Ya abi bunlar seni neredeyse öldüreceklerdi. Bu yaptıklarının bir karşılığı olmayacak mı? Yok. Abim doğru söylüyor Cihan, bilmez misin ki kan sadece kanla ödenir. Bu işin sonu elbet bizim çocuklarımıza varacak. Sen bu işe karışma gelin! Yaptıklarının bedeli ne ise ödeyecekler. Nasıl karışmayayım baba? Sen Azad'ı hiç mi düşünmüyorsun? Benim oğlum çoktan gözünü kararttı. Cezalarını çekecekler diye yeminler edip duruyor. Abim yaptığının bedelini zaten ödedi. Daha da başka kimse bedel falan ödemesin. Hele benim oğlum asla. [Kapı açılır.] Artık dışarı çıkmanız lazım. Hastamızı daha fazla yormayalım. Tamam kızım çıkarız. Oğlum, seni önce Allah'a sonra buradaki doktorlara emanet ediyorum. Haydi bakalım. Baba, bana söz ver. Duracaksın. Hiçbir şey yapmayacaksınız bak! Cihan. Tamam abi, tamam söz. Tekrar geçmiş olsun abi. Geçmiş olsun amca. Sağ ol Yaren. Reyyan daha... Değilim. İyi değilim Azad abi. Babam hayatta olduğu için şükrediyorum ama... ...bir şey kaybettim az önce. Anlat desen anlatamam acısını. Tarifini edemem. Ama bir daha asla bulamayacağım bir şey kaybettim. Sevdiğim... ...inandığım adamı kaybettim az önce. Reyyan ben, yani sen... ...ben sana bir su alayım kantinden geleyim hemen tamam mı? Sen bir yere ayrılma bekle beni, geliyorum ben. Dede, şuna bak şuna! Gördün değil mi? Yaptıklarından ben utanıyorum ben! Ama onun umrunda değil. Allah bilir ailesine de değil, Miran'a üzülüyordur. Yaren, amcan bir şeye üzülsün istemiyorum kızım. O yüzden sen hiçbir şeye karışma, tamam mı? Reyyan! Baba ,baba! Baba sakin ol. Ne oldu, babam iyi mi? Baban hiçbir zaman iyi olmayacak, niye biliyor musun? Çünkü senin gibi bir evladı var da onun için! Baba. Ailenin sözünü dinlemek için başımıza bunca felaketin gelmesi mi gerekiyordu? Senin beş para etmez sevdan uğruna, babanın orada ölümle pençeleşmesi mi gerekiyordu? Baba tamam bak, Reyyan hatasını anladı zaten artık bitti. Neyi anladı ya? Anlasa ne olacak? Bunca olanlardan sonra... ...ananın babanın yüzüne utanmadan nasıl bakacaksın? Reyyan'ın bize yaşattığı acı bitsin artık. Hepimiz hayatımıza normal bir şekilde devam edelim. En çok da abim. Tam kendini toparlamışken şimdi yine umutlanacak ve her şey başa dönecek. Yaren. Reyyan sen eve mi dönüyorsun? Öyle bir şey olmayacak! Sakın ola, gitmek için arkana bile bakmadan çıktığın o eve geri dönmeyi düşünme! Artık senin bir evin yok. Dede! Azad. Azad sakin. Niye siz bulduğunuz her fırsatta bu kıza yükleniyorsunuz? Ne istiyorsun dede? Görmüyor musun kızın halini? Yaşadığı acıdan canı çekilir kızın. Bizim yaşadığımız acılar ne olacak? Onun yüzünden benim evladım ölümden döndü. Hayır, senin evladın Miran yüzünden ölümden döndü. Reyyan sadece bunu hepimizden geç anladı, o kadar. Reyyan'ın her zaman kapısı sonuna kadar açık bir evi, oturacağı bir sofrası, arkasında ailesi var. Yengem var, amcam var, Gül var, ben varım ben! Azad abi. Dedem haklı. Reyyan. Abla! Gül geliyor kapatın konuyu. Ne oldu ablacığım? Sonunda buldum seni. Neredeydin ablacığım? Melike ile her yerde seni aradık. Buradaydım ablacığım, hava almaya çıktım. Beni eve gönderiyorlar. Babamın yanında söylemedim ama ben eve gitmeyeceğim. Abim sen şimdi git eve, ben sen her gün getiririm ha? Haydi. Hayır gitmeyeceğim ben. Babam burada, annem burada, ablam burada. Burada kalacağım ben. Ablacığım ama gitmen lazım. Sen eve git ki babam da burada hemen iyileşsin, toplasın kendini, çabuk dönsün eve. Ha. Gel dedem gidelim. Tamam o zaman abla ama çabuk gelin tamam mı? Haydi hanım. Haydi Azad. Ben amcamla kalacağım ana. Haydi hanım. Miran'ın bakışları, haykırışları... ...gözümün önünden gitmiyor Zehra. Reyyan desen, kahroldu kız. Zehra biz... Mecburduk. Evlatlarımız için mecburduk. Getir, getir. Ceketimi çıkar Zehra, ceketimin cebinde. Böyle mektup gibi, katlı bir kağıt, eski bir şey. Çıkar onu, çıkar. Bulamadın mı? Yok mu? Yok. Yok mu? Yok, bulamadım bir şey Hazar Bey ne mektubu? Zehra! Kim aldı? Torbayı kim aldı? Reyyan almış sonra da bahçede unutmuş. Bir hemşire getirdi. Eyvahlar olsun! Hazar Bey ne oluyor? Hey Allah'ım ya! Yüzün bembeyaz kesildi. Söyle bana, ne mektubu o? O mektup bizim kurtuluşumuzdu Zehra. Reyyan ile Miran'ı çıkaracaktı o evden, üstüme atılan iftirayı temizleyecekti ya! Dilşah yazmış onu bana. Miran ile ona yardım edecektim ben, Aslanbey'lerden kaçıp kurtulmak istiyordu, çok çekiyordu. Minnetini yazmış ama yollayamamış. Yaşanan onca acının şahidiydi o mektup. Ben Miran'a gerçekleri nasıl göstereceğim şimdi? Yapma Hazar Bey, üzme kendini böyle. Önce de bana, bunu sana kim yaptı? Ha? Kim? Elif. Elif? He. Düşerken son anda gördüm onu. Çok korkmuştu, ya elimdeki silahtan ya babaannesinin ona anlattıklarından bilmiyorum. O kız bile isteğe kötülük yapacak biri değil. Bugün Elif, yarın Miran... ...belki hepsinden önce Azize Aslanbey. Azad bana her şeyi anlattı. Azize'nin oyununu biliyorum. Ben daha fazla bu korkuyla yaşayamayacağım Hazar Bey. Onları senle ben durduracağız. Nasıl durduracağız Zehra? Reyyan ile Miran'ı ayırarak. Onları kimse ayıramaz Zehra. Ayrılacaklar. Onları sen ayıracaksın. Seni itenin Miran olduğunu söyleyeceksin. Reyyan kendine yapılanı bile affeder, ama sana yapılanı asla affetmez. Zehra sen ne diyorsun? Benden böyle bir şeyi nasıl istersin? Ben değil Miran, hiçbir insan evladının günahına giremem, yapamam ben bunu. Yapacaksın Hazar Bey, başka çaremiz yok. İftira edeyim istiyorsun. Ben, bana yapılan iftiradan bu kadar çekerken başkasına nasıl ederim Zehra? Hele ki Dilşah'ın oğluna, olmaz! Anlaması için. Suçsuzluğunu anlatamamak ne demek görmesi için. Ama en çok da bize, evlatlarını korumak için. Zehra yapma. Bir gün Miran babaannesine verdiği sözü tutacak Hazar Bey. Düşün. İyice düşün. Evlatların için al bu kararı. Zehra. Ama eğer ki beni Miran itti demezsen, bizi, aileni korumazsan... ...o vakit evlatlarımı da alır giderim. Bu da sana son sözüm. Öyle bakma bana Hazar Bey. Ben de Miran için üzülüyorum. Benim de içim sızlıyor. Öksüz diyorum, yetim diyorum... Sanma ki benim vicdanım kör, sağır. Ama evladımızı koruyacak başka yolumuz yoktu. O kadın gözünü karartmış, intikamını almadan vazgeçmeyecek. Baş ucuna kadar gelip tehdit etti seni. Senin ne işin var burada? Torunun öldüremedi, sen mi öldürmeye geldin kocamı? Allah'ım aklımı yitireceğim! Sen ne istiyorsun be bizden? Geçmiş olsuna geldim. Söylediklerini duydum. Şunu kafana sok ki... ...senin yaşadığın acıların suçlusu Hazar Bey değil. Ama bizim yaşadığımız her şeyin suçlusu sensin. Sana yemin olsun ki, ne yaparsan yap bize evlat acısı yaşatmana izin vermeyeceğim. Şu suretine bakıyorum da, bunu nasıl yapacaksın merak ediyorum Zehra. Hele sen canımızı yakmaya devam et, o zaman yaşadıkça görürsün Azize Aslanbey. Şimdi defol git buradan! Haklısın, göreceksiniz. Yaşaya yaşaya göreceksiniz. Acı çeke çeke göreceksiniz. Aynı benim gibi. Ölmek o kadar kolay mı sandın? Bu dünyanın cehenneminde evlat acısıyla yanmadan ölmek yok. Kabus değildi demek. Onun ne bize ne torununa acıması var. Miran'ı bile harcar o. Biz en doğru olanı yaptık. Reyyan nerede? Bahçededir. Sığamaz ki o şimdi hiçbir yere. Çağırsana onu bana. Nasıl bakacağım yüzüne bilmiyorum ama ona diyeceklerim var. Reyyan. Annem. Annem. Baban seni görmek istedi. Konuşacakları varmış seninle. Azad. Sen dur. Amcan yalnız konuşmak istedi Reyyan ile. Sen istersen bir eve git yengem. Amcan bir şey yapmayacaksınız dedi ama babanla deden rahat durmaz şimdi. Bir şey etmeye kalkarlar ortalık daha fazla karışmasın. Durmayacaklar tabii yenge. Amcama bunu reva görenin derdi de, o derdi devası da biz olacağız. Yok Azad, bir şey yapmayacaksınız. Bu mesele burada kapanacak artık. Onlar durdu mu ki? Azad abi, annem haklı. Kendine de dedemlere de mukayet ol ne olur! Tamam Reyyan, yeter ki sen artık üzülme. Amcam evine sağ salim gelene kadar kimseye bir şey olmayacak. Kimse bir şey yapmayacak tamam mı? Sağ ol. Haydi annem. Reyyan, ne oldu kızım? Annem. Ay! Ah ağlama annem! Ben nasıl güvendim annem? Nasıl güvendim ben? Nasıl elini tutup senin karşına dikildim? Ona yüzümü dönüp sizi nasıl arkamda bıraktım? (Ağlıyor.) Miran beni gerçekten sevseydi... ...içinde benim olduğum kalbi durdurmaya kalkmazdı. Babama bunu yapmazdı. Ben nasıl inandım ona? Sevgimle onu iyileştiririm sandım. Kinini öyle bir gizlemiş ki gözündeki karanlıkta, ben göremedim anne. Babama, sana yaşattıklarım için özür dilerim. Ne olur affet beni! Analar evlatları için öyle şeyler yaparlar ki... ...o yaptıklarının yanında affetmek, sevmek kadar kolaydır kızım. Analar evlatlarını hep anlar. Gün gelir evlatlar da analarını anlar. Analar evlatlarını hep affeder. Gün gelir, belki evlatlar da analarını affeder. Haydi şimdi toparlan, baban seni böyle görmesin. Bekletme daha fazla onu. Sen gelmiyor musun? Ben kantinden bir şey alacağım, öyle geleceğim annem. (Ağlıyor.) Asıl sen beni affet annem. Yüreğindeki sevda canına mal olmasın diye yaptım. Her şeyi, senin canın sağ olsun diye yaptım ben. Allah'ım. Kızım. İyi misin babam? İyiyim kızım iyiym. Kızlarımı gördüm ya... ...hiçbir doktor, hiçbir ilaç beni daha iyi edemez. Canım! Çok korktum babam. Seni o makinelere bağladılar ya... ...benim babamın kalbi böyle atmaz dedim. Durdu dediler... ...her sarıldığımda her şey iyi olacak kızım diye fısıldayan bu kalbi bir daha duyamayacağım sandım. Ah kızım benim. Şş Reyyan, geçti kızım iyiyim ben. (Ağlıyor.) Reyyan. Benim yüzümden oldu. Yok kızım yok. Ben yardım istedim senden. Kızım senin hiçbir suçun, hiçbir günahın yok. Sen benim evladımsın. Tabii ki benden yardım isteyeceksin, kimden isteyeceksin? Babam niye geldin o konağa? Mektup yüzünden mi? Reyyan, kızım sen mektubu nereden... ...onu gördün mü? Ha, okudun mu? Hayır ama ambulanstayken görevliye sayıklamışsın. O söyleyince haberimiz oldu. Biz... ...ben çok aradım mektubu ama bulamadım babam. Bulamadık kızım. Dilşah yazmış onu bana... ...kendi eliyle. Oğlunu da seni de beni de kurtaracaktı. Miran'ın gözündeki Azize'nin çektiği perdeyi kaldıracaktı o mektup. Kim verdi babam sana o mektubu? O çıkıp konuşsa? O... ...o olmaz kızım. O yapacağı iyiliği yaptı. Ama babam... Olmaz babam. Onun bana uzattığı yardım elini Azize'nin insafsızlığına terk edemem. Yapamam. Hem zaten konuşsa da bir faydası yok artık, elimizde ispat edeceğimiz bir şeyimiz kalmadı. Yapamadım ben ya! Beceremedim. Affet beni kızım. Babam. Asıl Miran'ın kalbindeki karanlığı göremediğim, onun yalanlarına inandığım için sen beni affet. [Kuş cıvıltıları.] İyi misin Azize Hanım? İyisin iyisin. Miran'ı da artık evde göremiyoruz. Bütün vaktini düşmanım dediği o adamın peşinde koşturarak geçiriyor. Belli ki kayınpederinin hastane odalarında bir başına kalmasına gönlü razı gelmiyor. Sultan... ...sen neden böylesin? Nasılmışım ben? Gelin kaynana toprağından derler de, seninle benim hiçbir alakamız yok. Ne diyeyim Aziye Hanım, çok şükür diyeyim o zaman. Şükret tabii, şükretmek iyidir. Şükret. Arada benim sana verdiklerime şükret ki elindekileri de kaybetme. İnsanın başladığı yere dönmesi çok zor. Azize Hanım... Anne yeter! Miran dur, dur bir Miran! Ne oluyor? (Bağrışmalar.) Hah, biri yine fitili ateşledi. (Bağrışmalar.) Gel, gel! Ne oldu, iyi misin? Hazar Şadoğlu düşmemiş. Kimin ittiğini söyledi. Kim dedi peki? Miran! Ne? Miran ağabeyim mi etmiş? Sen de buna mı sinirlendin? Ne yapacaktı düşman, he? Açık açık gerçekleri, doğruları mu söyleyecekti? Bu Şadoğulları böyledir. Kendi yalanları için çocuklarını bile kullanırlar. Ben sana söyledim. Şimdi bu öfke niye? İşte bilemedim ki babaanne, bilemedim! Ya bu kadarını yapamaz dedim, bu kadarına cesaret edemez dedim. Gözümün içine baka baka bana yalan söyledi! Hiç üzülme bence, sinirini bozmaya değmez valla. Bırak konuşsunlar... ...şanın yürüsün. Korksunlar senden. Ben senin yerinde olsam aslanlar gibi çıkıp ben ittim Hazar'ı derim. Yenge, ya başlama! Hazar Şadoğlu'nu ben itmedim! Onu bu evden birisi itti! Ama şimdi korkusundan susuyor! O kimse çıkacak, buraya gelecek! Açık açık ben ittim diyecek! Neden? Götürüp düşmanın önüne mi atacaksın? Ben yapmadım bu mu yaptı diyeceksin ha? Bu mu amacın? Yok, ben kimseyi kimsenin önüne atmam! Ama bilmem lazım. Kim? Bunu kim yaptıysa, sadece Hazar Şadoğlu'na değil, bana da yaptı. Bunca yıl nefretle kaplanmış yüreğime... ...bir sevdayı çok gördü, bunu kim yaptıysa. Karımla çekip gitmek varken, ben burada kaldım. Ne için? Kim için? Sizin için! Ailem için, hepiniz korumak için. Ailem dağılmasın diye! Arkamdan çevirdiğiniz bin bir türlü oyuna rağmen ben her şeyi sineye çektim. Sabah akşam sizinle oturdum, yüzünüze baktım hiçbir şey olmamış gibi. Al, başardınız! Geldim işte, döndüm! Evine, evimize! Bir başıma! Başardınız! Miran, o adamın lafıyla bizi mi suçluyorsun? Hala anlamadın mı aslanım? Hazar'ı kimse itmedi. Kendi düştü o. Gecenin bir yarısında elinde silahla kalkıp konağa geliyor. Korumalardan biri itse ben yaptım der, adamın işi bu zaten. Buradan biri onu itecek sonra da kaçacak öyle mi? Bu ailede kimsenin eline kan değmedi. Düşmanın aklıyla aileni suçlama. Hazar ne yaptıysa kendine yaptı. Sen bunlara kanacak biri misin? Babaanne, senin her soruya bir cevabın var ya... ...ben şimdi ne yapacağım? Ben ne yapacağım? Bak benim dediğime geldin değil mi? Daha o notu ilk okuduğunda neden hala Şadoğlu diyorsun demiştin. İşte bu Şadoğulları böyledir. Bizim başka düşmanımız yok! Onlar uydurdu. Senin evini de onlar taradı, arabanı da. Senin karını onlar kaçırdı. Hazar suçu atmak için buraya bir adam tuttu getirdi... ...Allah'tan adam vicdanlı çıktı da Hazar'ın oyununa girmedi. Bunlar böyledir. Seni o zaman karından ayırmayı beceremedi... ...şimdi beni Miran itti diyecek, Reyyan'ı senden alacak. Reyyan'ı kimsenin benden almasına izin vermem! Ne yapacaksın peki? Önce Reyyan'a gerçekleri göstereceğim, ondan sonra da o Hazar Şadoğlu'nun hesabını kendi ellerimle keseceğim! Elif! Elif! Siz buraya topladım. Çünkü bundan sonra çok dikkatli olacaksınız. O Miran iti oğluma yaptıklarının bedelini ödeyecek! Baba abime söz verdik, en azından eve dönene kadar bekleyelim. Azize karısı da, Miran da yarım bıraktıkları işi tamamlayıncaya kadar durmayacaklar. Bizim onlardan önce davranmamız lazım Cihan. Ya baba yapma kurban olayım! Hasta yatağında abimin gönlünü kırmayalım, sözümüzde duralım. Abine verdiğimiz sözde duracağız, can almayacağız. Ama Azad ile Elif'in evlilik meselesini hızlandıracağız. Dedeme de mi duyurdunuz? İyi, herkes buradayken diyeyim. Ben bu meseleye hiçbir zaman he demedim. Demiyorum, demeyeceğim de. Siz de unutun. Bir daha da mevzusunu açmayın. Ya dedem, onların yaptıklarının bedelini masum bir kızdan çıkarmamı benden nasıl beklersiniz? Bunu yaparsak onlardan ne farkımız kalır? Elif ile evlenmeyeceğim. Kararım kesin. Siz de korkmayın. Asıl korkması gereken onlar. Amcam hele bir çıksın gelsin, oturur konuşuruz, ne yapacağımıza karar veririz. Ama böyle değil. Şu evde de istediğim bir şey hemen olsun ya, br kolonya istedik! Ver. Al Elif al. Yok, istemiyorum yenge, sağ ol. İstemedi al. Şimdi daha iyi misin abiciğim ha? Ne oldu öyle birden? Tansiyonum düştü herhalde, olan bitene üzüldüm ya. Ama şimdi daha iyiyim. Biraz dinleneyim, geçer. Tabii yavrum biz çıkalım sen dinlen. Ben kalayım. Yalnız kalmasın. Az şey yaşanmadı bu evde. Herkes gibi kızın da psikolojisi alt üst oldu tabii. Gerek yok yenge. Ben şimdi uyuyayım... ...geçer. İyiyim ben babaanne, merak etme sen. İyisin tabii yavrum, daha da iyi olacaksın. Olacak, olacak. Haydi. Bir şeye ihtiyacın olursa haber et tamam mı? Abi... [Gerilim müziği.] Abi... ...ben. Ben söylediklerini duydum. Hazar Bey'i senin itmediğini biliyorum. Her şey düzelecek, inan bana sen. Düzelecek yavrum, tabii düzelecek. Haydi sen düşünme bunları. Ben uğrayacağım sonra yanına tamam mı? Aç şu telefonu, aç Azad. Beni bir sen anlarsın. Ben bu ailenin böyle dağılmasına izin vermeyeceğim. Kimsenin zarar görmesine izin vermeyeceğim. Nasıl yapacaksın o dediğini? Yenge. Korkma Elif. Ben senin neyi neden yaptığını çok iyi biliyorum. Sen bilerek kimseye zarar verecek biri değilsin. Korkma, anlat bana. Böyle bir şeyi içinde tutarsan daha fena olursun. Ben zaten biliyorum da sen kendin söylersen daha rahat edeceksin. Hazar'ı sen ittin değil mi? Bak, bu ikimizin sırrı olarak kalacak. Bazen insanlar sevdiklerini korumak için yapmaması gereken şeyleri yaparlar. Sen de ne yapmışsan ailen için yapmışsındır. Allah var, arada dik başlılık ediyorsun ama bu evdeki en temiz kalpli insan sensin. Kimse senden bilmez bunu. (Ağlıyor.) Ben böyle olsun istemedim. Bir anda karşıma çıktı. Elinde silah vardı, ben çok korktum yenge. Ağlama artık, toparlayamazsan senden bilirler. Yenge, yenge ben bu vicdan azabıyla yaşayamam! Ben gidip anlatacağım her şeyi Hazar Bey'e. Abime bir zarar vermelerine... ...iki ailenin birbirine bir zarar vermesine... ...abim ile Reyyan'ın ayrılmasına izin vermeyeceğim. Senin gidip anlatman neyi değiştirecek? Şadoğulları duracak mı sanıyorsun? Ha Miran ha sen, ama eğer ellerinde itiraf olursa daha haklı saldıracaklar bize. Yanlışsam yanlış de. Az dur Hazar Bey, yavaş, hareket etme. Dikkat edin dikkat edin. Ah! İyisin değil mi Hazar Bey? Ben seni yalnız bırakmam, ben de geliyorum Hazar Bey. Yok anne, hamileler giremez oraya zaten ben girerim. İkiniz de kalsanız iyi olur. Röntgen odasına hasta dışında kimseyi alamıyoruz. Zaten Hazar Bey'in işlemleri uzun sürmeyecek, geçmiş olsun. Babam bekliyoruz burada. [Kapı kapanır.] Ben gitseydim iyi olacaktı, aklım kaldı şimdi. Yok annem görevliler var, merak etme. Şadoğlu konusunda yanılmadım. Ama keşke yanılsaydım da yine bana gücenseydin. Seni böyle kahrolmuş görmek yerine yanılmayı tercih ederdim. Bu herif bunu yaptığına pişman olacak. Benden önce Reyyan pişman edecek onu. Ama bunu yapabilmesi için benim önce ona babasının yalan söylediğini ispatlamam lazım. Ben o herifin söylediği yalan yüzünden kopmamıza izin vermem babaanne, vermem! Verme o zaman. Babaanne, senin Miran'a git demek yerine dur demen gerekmez mi? Ortalık bu kadar karışıkken hem de. Benim kimseden korkum yok! Kendin için korkmuyorsan bizim için kork Miran. Bak Elif'e, olaylarla hiç alakası olmamasına rağmen perişan oldu kız. Mesele korkmak değil Gönül. Mesele Reyyan'ın hala Miran'ın nikahlı karısı olması. Asıl buna göz yumarsa ayıp olur. Yummayacağım zaten. Ben bir yalan yüzünden hayatımızın dağılmasına izin vermem. Elif daha kötü olursa bana haber verin. Niye onu Reyyan'ın peşinden gönderdin? Ben göndermedim, zaten gidecekti. Dur deseydim daha ateşli gidecekti. Miran'ın şimdi desteğe ihtiyacı var. Ailemiz onun arkasında olup desteklemezse... ...o zaman ne yapacağından habersiz oluruz. Ne yapmaya çalışıyorsun? Miran ile Reyyan'ı birleştirmek mi niyetin? Kıskançlıktan gözün kör oluyor Gönül. Benim derdim Miran. O kızla bağını koparacağı günü göreceğiz, sabret. Ben sabrediyorum zaten ama sabrımın da bir sınırı var. Benden çok fazla şey için sabır istiyorsun. İyi ya, karşılığı büyük olur. Göreceğiz. Geçmiş olsun. İşleminiz tamamlandı, arkadaşlar birazdan gelip sizi odanıza çıkaracaklar. Sağ olasın hemşire hanım. Ah! Ne kadar duracağız burada? Sen itiraf edene kadar, uyar mı? Neden yalan söyledin? Bir de soruyor musun? Soruyorum tabii. Neden benim adımı verdin? Neden kızının gözlerinin içine baka baka yalan söyledin? Ama bu senin ilk söylediğin yalan değil tabii, değil mi? Haydi beni düşünmedin, kızını da mı hiç düşünmedin? Nasıl yaptın bu kötülüğü ona ya! Yerlere göklere sığdıramadığı babasının ona böyle bir yalan söylediğini öğrendiğinde... ...ne hale gelecek o kız? Hiç düşünmedin mi? Yaşayacağı hayal kırıklığı? Ben kızımın hayatta kalabilmesi için yaptım bunu. Sizin yanınızda bırakıp ölmesine göz mü yumsaydım? Ben koruyordum onu, ben korurdum onu. Ama sen onu benden aldın! Şimdi de yalan söylüyorsun. Benimle olmasın diye yaptın değil mi? Sırf bu yüzden Reyyan'a yalan söyledin. Kendine iftira atıldığını söylüyorsun ama asıl iftirayı sen bana attın. Nasıl yanıyor yüreğin değil mi? Nasıl böyle delirecek gibi oluyorsun? Çünkü beni sen itmedin. İşte ben de hep aynı çaresizliği hissediyorum. Ne anneni öldürdüm, ne babanı. Ama seni inandıramadım! Şimdi sen de Reyyan'a inandıramıyorsun. İftiraya uğramak böyle bir şey işte. Anlatamıyorsun kendini, çaresizliğin içinde çırpınıp duruyorsun. Beni en iyi sen anlıyorsundur şimdi. Senin anlamadığın, ben intikam uğruna değil kızımın canını kurtarmak için yalan söyledim. Ya sen, senin yalanların? İnandığın yalanların yüzünden kızımın hayatını kararttın! Sen Reyyan'ı babaannenden koruyamazsın! Azize'nin oyununu bozdun ama babaannen durmayacak, yine deneyecek. O zaman şanslı olmazsan, ne yapacak? Ne olacak o zaman? Eğer Reyyan'ın hayatına bu kadar değer veriyorsan... ...onu babaannemden değil kendi babandan koru. Çünkü Reyyan'ın hayatı, onu çıkartmak için uğraştığın yerde değil... ...onu zorlayarak yaşatmak için uğraştığın yerde tehlikede. Anladın mı? Niye hala gelmedi? Nerede kaldı baban? Bir şey mi oldu acaba Reyyan? Yok annem gelir şimdi, işi anca biter zaten. Yok Reyyan ben daha fazla dayanamayacağım. Kendim gidip bakacağım. Ya annem dur, nereye gideceksin bu halde? Ben gider bakarım tamam mı? Tamam ama geç kalma çabuk gel, tamam mı? Haydi. Buraya gelip aklımı karıştırmak için konuşuyorsun, babaanneni aklamak için. Öyle mi? Azad biliyordu, söylemedi mi? (Güler.) Söylemedi tabii. O zaman benden duy. Eğer ben o gece Reyyan'ı kınadan kaçırmasaydım, baban öldürtecekti Reyyan'ı. Hem de bizim üzerimize bırakarak. Yalan. Doğru! Hatırla... ...baban daha önce de öldürecekti Reyyan'ı o bağ evinde, sırf bu yüzden bana emanet etmedin mi kızını? Eğer Reyyan ölürse, babaannemin elinden değil senin babanın elinden olacak. Onu benden alarak asıl sen tehlikeye attın. Bizi yalanlarınla ayırdın ama sen, kızına en büyük kötülüğü yaptın. Ben yemin etmiştim seni Reyyan'ın kalbinde öldürmek için ama gerek kalmadı. Çünkü Reyyan gerçeği öğrendiğinde, seni kalbinde kendi öldürecek. Baban da sen de katilsiniz! Miran. Miran! Baba! Kızım. Uzak dur babamdan! Eğer onun kılına dokunursan seni kendi ellerimle öldürürüm Miran! Reyyan bir sakin ol, bir dinle beni. Ben babana zarar vermek için gelmedim buraya. Niye geldin öyleyse? Ben niye her arkamı döndüğümde seni babamı tehdit ederken buluyorum? Kızım konuşacak bir şey yok, haydi gidelim, haydi. Yalanların ortaya çıkmasın diye kaçırıyorsun kızını, değil mi? Babamın bir şey yaptığı yok, anla artık Miran! Seni ben görmek istemiyorum, ben! Hazar Şadoğlu, Reyyan gerçekleri öğrenmeden söyle. Söyle ki son bir şansın olsun. Ben biliyorum o gerçekleri. Gözüme perdeyi sen çekmiştin ama şimdi sen araladın Miran. Reyyan sen bana gerçeklerden korkuyorsun demiştin ya, asıl şimdi sen gerçeklerden korkuyorsun. Çünkü baban gözümüzün içine baka baka yalan söylüyor! Bak hiçbir şey bildiğin gibi değil. Ben senin o eve dönmene izin vermem, benimle geleceksin! Bırak! Sen benim hiçbir şeyim değilsin Miran! Hatırladın mı? O sabah da sen söylemiştin. Şimdi ben sana söylüyorum... ...ama intikam almak için değil, babana yaptıkların için söylüyorum. Sen ne yaparsan yap, ben seninle gelmeyeceğim. Şimdi git buradan, bir daha da sakın karşıma çıkma! Reyyan yapma, gitme! Bak izin ver sana gerçekleri göstereyim, gel birlikte bulalım. Hemşire hanım! Hemşire hanım! Ne acı değil mi? Daha dün ben yalvarıyordum sana ama dinlemedin. Tamam Reyyan, ben ettim sen etme! Ben yaptım sen yapma! Dinle beni! Yalvarırım dinle beni! Çok geç. Yardım eder misiniz, çıkaralım? Tamam. Reyyan, Reyyan gitme! Ula hala söylemiyorsun değil mi? Gerçekler çıkacak ortaya, Reyyan. Gerçekler ortaya çıkacak! [Kapı açılır.] Nerede kaldınız ya? Ben o kadar merak ettim ki. Yok bir şey Zehra merak edecek. Ben hemen hasta bakıcıları çağırıyorum yatağa nakil için. Zehra sen babamı bir arasana. Neden? Bak bir şey oldu da benden saklıyorsanız? Yok Zehra, bir şey olduğu yok, babamla konuşacağım. Sen ara koy kulağıma. Alo baba, benim ben. Sen hastaneye kadar bir gelebilir misin? Yok, yok iyiyim ben bir şeyim yok. Sen hele bir gel hastaneye. He, tamam. Haydi. Sizin demediğiniz bir şey var. Ne olur saklamayın benden. Yok annem, olsa niye söylemeyelim? Zehra... ...babamla konuşacağım, diyeceklerim var ona. Herkesin içinde diyemedim. Bu düşmanlığı artık bitireceksin diyeceğim. Canına kast etme diyeceğim, eline silah alma diyeceğim. Bakalım sarı çiyan yine ne hinlik peşinde? He, bunun böyle olacağı belliydi. Bu saatten sonra kim takar Elif'i? (Gülüyor.) Ay. Valla ortalık kızışacak yine ha. (Gülüyor.) En iyisi ben hazırlanayım da şimdi, Aslanbey'ler falan bizim konağı basar... ...hazırlıklı olmakta fayda var tabii. [Telefon çalıyor.] Aha, benim çatal dil de arıyor. Aramanı bekliyordum zaten. Hayırdır Sultan Hanım, rüyanda mı gördün yoksa beni? Yok, kabus falan görmedim. Deliksiz uyudum vallahi. Bakıyorum formundasın yine. Her daim. Sen rüyayı kabusu falan bırak da, ne yaptın o işleri? Ben Elif ile konuştum... ...ha bugün ha yarın evet dedirteceğim evlenmeye. Ne oldu Azad meselesi? He, o mesele vardı değil mi? Ben düşündüm, biz vazgeçtik. Dalga mı geçiyorsun sen benimle? Yok, biz vazgeçtik diyorum. Nasılsa Reyyan ile Miran ayrıldılar. Neden bununla uğraşalım ki biz? Bana bak, çocuk oyuncağı değil bu. Bugün böyle de yarın ne olacak? Yarın öbür gün Reyyan tekrar konağa gelip Miran ile birleşirse o zaman elinizde ne güvenceniz kalacak? Nasıl tutacaksınız Azad'ı? Onu da o gün geldiğinde düşünürüz Sultan Hanım. Haydi benim kapatmam lazım, görüşürüz. Hadsiz! Ama ben bu meseleyi burada bırakmam! Yalvar yakar arayacaksın beni. Arayınca telaşlandım, iyi misin oğlum? İyiyim, telaş edecek bir şey yok. Zehra siz bize az müsaade eder misiniz? Hayrola oğlum, bir şey mi var? Azad ile Reyyan'ın kınasının olduğu gece, sen Reyyan'ı öldürtecek miydin baba? [Gerilim müziği.] Sana kim söylüyor bu yalanları? Aslanbey'ler mi? İnkar edip benim içimi daha fazla yakma! Oğlum, o zaman ben... Bunu ömür boyu unutmayacağım baba. Hala yüzüne bakmamı istiyorsan bundan sonra Reyyan'a dokunmayacaksın. Ben buradan çıkana kadar onu sen koruyacaksın. Oğlum, evladım demeyeceksin... ...kızım, torunum diyeceksin! Evlatlarım benim canımdır. Oğlum, şimdi... Reyyan'ı al, eve götür. Bağrına bas, sofranda yer aç. Onu koru. Ben eve döndüğümde, emanetimi senden sağ salim alacağım. Eğer kılına zara gelmiş olsun, senden bileceğim. Söz ver. Söz, söz. Reyyan! Buyur baba. Haydi Reyyan, eve gidiyoruz. Dedesi onu eve götürecek. Reyyan'ın burada kalması doğru değil. Hem Gül var evde, ablasıyla oyalanır. Ama Hazar Bey... Ben yapamazken, Reyyan'ı korumak dedesine düşer, amcasına düşer. Öyle mi baba? Doğru söylüyorsun oğul, haydi Reyyan gidiyoruz. Dedenle git kızım. Senin evde olduğunu bilirsem içim daha rahat eder. Haydi kızım bak Gül durmuyordur, onunla ilgilenirsin. Sonra gelirsin, ben buradayım zaten. He, haydi kızım. Güle güle kızım. Dede. Babam ne dedi sana? Ne dediğini duydun. Reyyan'ı al eve götür dedi. Duydum. Ama biliyorum istemiyorsun beni o evde. Nefret ediyorsun benden. Onca şey değişti bir sen değişmedin dede. Ama ne olur yalvarıyorum sana, bildiğin bir şey varsa bana anlat! Dilşah Hanım ile babam arasında geçmişte neler oldu biliyor musun? Şimdi seninle burada durup bunları mı konuşacağız? Seninle tek ortak noktamız Gül ile babama olan sevgimiz. Biliyorum çok seviyorsun onları... ...ama ben senden de çok seviyorum. O yüzden bana yardım et, bildiğin bir şeyler varsa anlat. Anlat ki ben de bulayım. Ben babamın masum olduğunu kanıtlamak zorundayım dede. Baban masum. Bu kadarını biliyorsan her şeyi biliyorsundur. İşte bu kadar. Reyyan senin bu adamla ne işin var? Nasıl izin verdi baban? Bir de arabaya biniyor. Nasıl yaparsın bunu Hazar Şadoğlu, nasıl yaparsın? Sana bütün anlattıklarımdan sonra nasıl Reyyan'ın bu adamla gitmesine izin veriyorsun? [Araba çalışır.] Reyyan! Babam da gelmiş. Ne oluyor ya? Gül nerede? Yeni uyudu. Çok yorulmuş kuzum, ananların odasında. Şimdi beni iyi dinleyin. Bundan sonra, Reyyan burada bizimle kalacak. Ailemizin içinden çıktığı bu felaketten sonra, bu konakta her şey eskisi gibi olacak. Yine hep birlikte, bir arada olacağız. Görüyorsun değil mi Cihan? Yine ne yaptılar ettiler getirdiler kızı ya. Hayır arada abim olmasa... Ya yapma. Evine hoş geldin Reyyan. He, nasıl olacak şimdi? Bu kız bizim can düşmanımızla evli değil mi? Böyle mi tutacaksınız evde? Ya Miran verin karımı diye gelirse? Yaren! Ben söyleyeceğimi söyledim! Hazar eve geldiğinde kızını yanında görecek! Burada hep birlikte olacağız. İşte o kadar! Gel gel, gel fikirsiz kızım benim. Hayır, söylediklerin doğru da illa bir çıkıntılık yapacaksın... ...kafana taş gibi lafı yiyeceksin, öyle rahat edeceksin değil mi kızım? Ne oldu? Niye karın ağrın var senin yine? Söyle bakayım o dil niye uzadı tekrar? Yok bir şey anne, öf! Yok bir şey anne. Of! Of Allah'ım sen bana yardım et ya! Of! Hay Allah'ım sen verdin bana bunları, başımla beraber bin şükür ama bari birazcık takibini yap ya. Şunların kafalarına birazcık akıl sok, akıl! Ne olur şu karnımdakileri de bunlara benzetme ya rabbim! Kimsenin yanında söyleyemiyorum ama sen benim kalbimi biliyorsun. Bari bu birazcık Reyyan'a benzesin. Tamam, benim benim. Sakin ol. Benim Reyyan sakin ol. Sadece bir iki dakika dinlemeni istiyorum. Ondan sonra gitmemi istersen gideceğim, söz. İyi, dinleyeyim. Yine hangi yalanlarını anlatacaksın Miran? Yüzüğün? Onu boynumdan çıkarıp parmağıma takacağım zamanı sen göstereceksin demiştim. Ama sen sonsuza kadar çıkarmam gerektiğini gösterdin. O yüzüğü, gerçekleri ispatlayıp yine parmağına ben takacağım Reyyan. Öyle bir şey olmayacak Miran. Gerçekler er geç ortaya çıkacak, ikimiz de göreceğiz. Ama şimdi burada kalamazsın. Benimle geliyorsun, seni burada bırakamam. Seninle mi geliyorum? Reyyan burası güvenli değil. Babamın öldürülmeye çalışıldığı konak mı güvenli? Beni kaçmış gibi gösteren babaannenin yanında mı güvendeyim Miran? Ben seni korurum. Benim senin korumana ihtiyacım yok. Tek ihtiyacım olan intikamından vazgeçmen, beni dinlemendi ama sen yapmadın. Asıl o zaman korurdun beni. Belki herkesten korurdun. Ama intikamını alarak beni kendinden bile koruyamadın sen. Ah Reyyan ah, ben intikamımı almış olsaydım, baban ölürdü. Ama ben durdum. Evet... ...senin kalbinde onu öldürmek istedim ama canına kast etmedim. Ettin! Mektubu da sen aldın. Eşyaları sana verip babamın yanına gittiğimde mektubu aldın. Çünkü mektubun ortadan kaybolması senin işine geliyor değil mi? Çünkü o mektupta gerçekler yazıyor, sen de gerçekleri kaldıramadın. Annenle babanın sevdalı olduklarını düşünmektense, babamı öldür... Anam, babanı sevmedi. Eğer öyle bir mektup olsaydı... ...gerçekten öyle bir mektup olsaydı, ben o mektubu görmezden gelmezdim. Gelirdin, geldin de Miran. Mektubu okudun sonra da haksızlığın ortaya çıkmasın, babamı suçlamaya devam et diye aldın onu. Reyyan bak, anlamıyorsun... ...kendini benim ittiğimi söylediği gibi, mektup konusunda da yalan söylüyor. Ben o mektubun varlığına inanmıyorum. İnanmıyorsun he? Babam yalan söylüyor. Ambulanstaki görevli de mi yalan söylüyor? Babam can çekişirken oyun kurdu da yalan mı söylettirdi kadına Miran? Abi... ...koş, git bak bakalım Reyyan iyi mi? Gerçi niye iyi olmasın ki? Başımıza açtığı onca şeye rağmen yine konağa dönmesini bildi. Ya ne olacaktı ha? Reyyan'ın evi burası. Bana bak Yaren, sakın kıza kendi evini dar edecek bir şey yapmaya kalkma. Gerçi yaparsan, ne olacağını biliyorsun. Sen gerçeğin ortaya çıkmasını değil, inancının doğrulanmasını istiyorsun. Ya o mektup bizim için şanstı ama sen o şansı reddettin. O yüzden sana inanmıyorum. Şimdi git, beni bağırıp da yardım istemek zorunda bırakma Miran, git! Benimle gelmezsen gitmem Reyyan. Tamam gelme konağa ama en azından seni otele götürmeme izin ver. Burası senin için güvenli değil. O deden... Ya yeter! [Kapı açılır.] Ne işin var lan senin burada? Sanane, sen karışma! Ne demek lan karışma! Ne işin var oğlum senin Reyyan'ın yanında? Reyyan benim karım karım! Hiçbir şeyin değil o senin. Demek kendi ayaklarınla geldin ha eceline! Ben onun kocasıyım, dokunma Reyyan'a! Reyyan sen şuraya geç! Azad, Azad sen karışma oğlum sen sakin ol! Yürü, yürü lan dışarı! Karışma! (Yüksek sesli bağrışmalar.) Anne. Hayırdır bu saatte, sen daha yatmadın mı? Anne ben korkuyorum. Ne oldu kızım? Ne olmuş? Miran'cığım geldi, Azad abim de ona bağırıyor, dedem de bağırıyor. Hep kızıyorlar Miran'cığıma. Ben çok korktum. Miran mi geldi? Ne? Tamam kızım korkma, sen sakın korkma ben şimdi geleceğim. Sakın korkma, Melike nerede? Bilmiyorum. Sen sakın odadan çıkma annem, yorganın altına gir. Ben şimdi geliyorum. Hemşire hanım! Telefonu da kapatmıyorum. Sakın korkma annem. Tamam. Ne oldu? Ne oldu, iyi misiniz? Hemşire hanım doktor beyi çağırın, çıkacağım ben. Haza Bey ne yapıyorsun, dur! Hemen çıkacağım, çabuk! Şimdi çıkacağım! Tamam sakin olun, hemen çağırıyorum tamam. Hazar Bey sakin olsanıza! Durun! Anneciğim? [Telefon çalıyor.] Yaren. Fırat koş yetiş, Miran burada. Abimle birbirlerini öldürecekler, ne olur gel onu al! Kötü bir şey olmadan götür onu ne olur! Hacı, Devran buraya bakın! Arabaları hazırlayın, çabuk! Fırat. Anne tamam tamam. Fırat, ne oluyor? Miran nerede? Miran, Şadoğlunda. Konağı basmış. Ne? Babaanne bir şey yap, abimi öldürecekler! Arabalar geldi. Fırat haber ver. Tamam büyükana. Sen nereye? Odama. Anlasana, Miran oraya konak basmaya değil, Reyyan'ı almaya gitti. (Bağrışmalar.) (Bağrışmalar.) Kimsin lan sen, kimsin! Karım o benim, karım! (Bağrışmalar. Ya yeter! Sen kim oluyorsun da bu eve geliyorsun lan! Ben Reyyan'ın kocasıyım! Sen Reyyan'ın hiçbir şeyi değilsin. Kocasıyım kocası! Hala konuşuyor ya! Dur Azad! Miran git, ne olursun git! Miran Aslanbey! Baba yapma kurban olayım! Çekilin! Baba indir o silahı baba! Çekilin önümden! Baba kurban olayım indir o silahı! Dede yapma, babam seni asla affetmez. Çekil sen. Evladınının canına kast edilmiş bir baba olarak, senin canını almak bana düşer. Tamam beni vur, o zaman beni vur bitsin artık! Reyyan saçmalama! Ya amca bırak! Ya beni vursun artık benim gücüm kalmadı! Baba, bak kurban olayım indir o silahı! Elini kana bulayacaksın da ne olacak ha? Bunların öfkesi kini bitecek mi? Böyle değil, böyle olmaz baba yapma ne olur! Haydi indir o silahı. Reyyan sen korkma, ne yapacaksa yapsın. Sen bu ailenin çok canını yaktın, çok vebal aldın. Bunun karşılığında ben sana hiçbir şey yapmadım. Bu defa can almaya kalktın... ...ama bu sefer olmadı. Bunun dönüşü yok. Bunun telafisi yok Miran Aslanbey. Dede yapma! Bugün evladımdan alamadığın o canı, ben senden alacağım. Sen zaten katilsin Nasuh Şadoğlu. Hem de torununun canına kast eden bir katilsin. Oğlun da sen de aynısınız! Miran... Merhamet dileyeceğine hala konuşuyor ya! Ya yeter, yeter! Düşmanlığınızdan da nefretinizden de intikamızdan da bıktım! Benim babam ölümden döndü, benim kardeşim ölümden döndü; bunca acı niye? Can almak böyle kolay mı? Yeter ki o silah çekmek mi, kan dökmek mi? Öyleyse yere batsın bu nefretiniz de silahınız da intikamınız da! Bir gün, ya sen ya ben öleceğiz Miran. Sırf senin intikamın yüzünden, sırf senin nefretin yüzünden öleceğiz. Sevdiklerimizi kaybedeceğiz. Kendi canımdan geçtim... ...ama ailemden birinin canından geçmem Miran. Eğer bir daha ailemin karşısına çıkacak olursan, ahım kalır üstüne. Ben can alamam, yapamam. Ama içime düşürdüğün kor, seni de yakar. Duydun işte, zorla güzellik olmuyor. Ben öğrendim, sen de öğreneceksin! Git şimdi, bir daha da sakın gelme! Olmaz Reyyan, bırakmam seni burada. Yalvarırım benimle gel! Bırak! Oğlum eşkıya mısın sen? Yettin artık lan! Baba! Bu iş artık bitecek, ben de senin katilin olacağım! Miran! Nasuh Şadoğlu! İndirin o silahları. Miran katil değil. Hazar Şadoğlu'na dokunmadı, bırak onu! Fırat sus! Eğer Miran katil olsaydı, kendi kanını Hazar Şadoğlu'na verip onun hayatını kurtarır mıydı? Hazar Şadoğlu bugün yaşıyorsa Miran sayesinde yaşıyor. Anladın mı? Miran sayesinde. Hazar Şadoğlu'nın damarlarında Miran'ın kanı dolaşıyor. Miran! Miran! Hazırda bekleyin. Miran bekle! Miran! Miran! Yapmayacaktın aga, yapmayacaktın! Hazar Şadoğlu'na kan verdiğimi söylemeyecektin! Yapmam gerekeni yaptım. Ya sana katil diyorlar, kalbine silah dayıyorlar; işlemediğin bir suçun cezasını canınla ödemeni mi izleyecektim? Ya ölseydin Miran? Ben zaten ölüyüm aga! Görmüyor musun halimi? Yaşıyor muyum ben? Ölmek öyle bir şey değil, bunu en iyi sen biliyorsun Miran. İşte durum tam da böyleyken daha çok mücadele edeceksin. Çünkü hayattaysan ümit vardır kardeşim. Yok aga, ümit falan yok. Reyyan bana değil de babasının söylediklerine inandığı sürece hiçbir ümit yok! Reyyan benim gerçeklerin ortaya çıkmasını istediğime bile inanmıyor ki. Tutturmuş bir mektup, başka bir şey demiyor. Ne mektubu? Güya anam Hazar Şadoğlu'na yazmış. O gece konağa o mektubu göstermek için gelmiş. Ama aradık bulamadık, kaybolmuş. Reyyan da babası haklı çıkmasın diye mektubu aldığımı düşünüyor. Bu nasıl iş aga? Ben hiçbir şey anlamadım. İşte ben de o yüzden deliriyorum ya Fırat çünkü ben de anlamıyorum. Attığı iftiradan sonra... ...bunun da Hazar Şadoğlu'nun başka bir oyunu olduğunu düşünüyorum. Ama gecenin o vakti konağa gelmesi, ambulansta can çekişirken hala daha mektup diye sayıklamasını... ...kendime açıklayamıyorum. Bu noktada işin içinden çıkamıyorum. Ya gerçekten böyle bir mektup varsa? Valla eğer gerçekten öyle bir mektup varsa, kimde, nerede, benim onu bulmam lazım. Önünü ardını düşünmeden tek tabanca düşman kapısına gidilecek zaman mı? Orada onları sağ bırakırlar mı? Gözünün yaşına bakmadan öldürecekler Miran'ı. Allah'ım koru ya rabbim! Aradın mı Fırat'ı ? Aradım hanımım ama açmıyor. [Telefon çalıyor.] Fırat, ne oldu? Aslanım nasıl? İyi, sen dön konağa. Kapının önüne de adam dikin, tedbirli olmak lazım. Miran iyiymiş, geliyorlar şimdi. Haydi siz de gidip yatın. Sultan... ...kızın Miran, Miran diye ölüyordu. Şimdi senin kadar bile merak etmiyor. Hayırdır? Ona taktik falan mı veriyorsun? Eğer öyle yapıyorsan, yapma. Şimdi köşede durmak zamanı değil... ...birlik olmak zamanı. Kenarda köşede durmaya sen mecbur ettin kızımı. Şimdi gözlerinin içine bakıp hesap mı soruyorsun? Artık Gönül ne zaman isterse o zaman ortaya çıkacak. Sen karar vermeyeceksin Azize Hanım. Bulamadınız değil mi? Koca Midyat'ta Hazar'a kan verecek birini bulup getiremediniz? O kansız... Ya yapma böyle baba, Allah aşkına yapma! Abim yaşıyor diye şükredeceğine sen neye kızıyorsun! Burada mevzu abimin canı canı! Doktor bize başka bir isim söylemişti. Adını gizlemiş belli ki. Azize'nin torunu işte! Yaptığı pisliğin üstünü örtecek, böyle bir şey buldu! Aklınca vicdanımızla oynayacak, elimizi kolumuzu bağlayacak. Neyse ne. İster Miran'ın kanı, ister başkasının kanı. Abim yaşıyor mu? Yaşıyor, bitti! Sen biliyordun değil mi? Hiç şaşırmadım. Bilmiyordum dede, ben de sonradan öğrendim ama bilsem de hiçbir şey fark etmezdi çünkü amcam haklı. Önemli olan babam. Demek babanı düşünüyorsun ha? Aynı işte. Ya geldin, bir günde huzurumuzu kaçırdın be, bir günde! Hep aynı işte! Sen babama söz verdin. Eğer ben durdurmasam sözünü bozacaktın. Sen bu ailenin büyüğü değil misin? Niye sürekli Azad abimi, beni, babamı öne sürüyorsun ha, niye? Sen bana hesap mı soruyorsun? Evet hesap soruyorum çünkü kimse sana niye demiyor. Niye bu düşmanlık? Miran niye gerçeği böyle biliyor? Sen o günlerin tanığı değil misin? Niye anlatmıyorsun bir şeyleri? Babam bir şey yapmadı da sen mi yaptın? Ya artık bir şey anlatın! Tamam sus dede, sus ama ben bu işin peşini bırakmayacağım. Babamın masum olduğunu ispatlayacağım. Eğer ardında senin parmağın varsa, işte o zaman Allah'tan önce bana vereceksin hesabını! Ah oğlum! Oğlum ne oldu? Miran iyi mi? Orada ona bir şey yapmamışlar değil mi? Yok anacığım yok, merak etme sen, iyi. Canı sıkkın, yalnız kalmak istedi. Gelir birkaç saate. Peki neden basıp gitmiş oraya? Bu çocuk hiç mi canını düşünmüyor? Miran canından çoktan geçmiş anne. Hali hal değil, yapmadığı bir şey kaldı üstüne. Reyyan yüzüne bakmıyor. Bir görsen nasıl perişan. Ah evladım ah. Ah evladım ah. Canı yanıyor tabii. Anne... ...anne sana bir şey soracağım. Rahmetli Mehmet Bey ile Dilşah Hanım'ın arası nasıldı? Yani var mıydı bildiğin bir problemleri falan? Bey, bey ne olur yapma bey! [Cam kırılma sesleri.] (Kadın bağırıyor.) (Ağlıyor.) Yeter ne olur yeter! (Ağlıyor.) (Bağrışmalar.) (Kadın bağırıyor.) Mehmet biraz sinirliydi, Dilşah'a eziyet ederdi. Ama ne oldu şimdi oğlum? Sen bana niye bunu soruyorsun? Miran bana bir mektuptan bahsetti. Hazar o mektubu Dilşah Hanım'ın ona yazdığını söylemiş. Güya ondan yardım istemiş. Hazar o gece buraya geldiğinde o mektup üzerindeymiş. Şimdi kayıpmış. Sen bu mektupla ilgili bir şey biliyor musun? Yok oğlum, ben nereden bilirim mektup falan? Anne, sen Dilşah Hanım'ı iyi tanırdın. Yakınmışsınız da bildiğim kadarıyla. Hazar ile de öyleymişsiniz. Yani sen Hazar ve Dilşah Hanım'a dair bir şey bilmiyor musun? Peki tanışıyorlar mıydı? Böyle bir mektup olabilir mi? Mehmet beni eninde sonunda öldürecek, başka çarem yok Esma. Hazar bana yardım eder, bir tek o bana yardım eder. Bu mektubu ona ulaştır ne olur! Ben, ben bir şey bilmiyorum oğlum. Midyat küçük bir yer. Hazar'ı da buralardan tanırım. Yani zaten Dilşah bana o vakit Hazar ile ilgili hiçbir şey söylemedi. Mektupla da ilgili bir şey bilmiyorum ben. Oy yavrum nasıl korktuysa uykusunda bile titriyor Melike. Kolay mı kardeşim? Biz bile baş edemiyorken onca şeyle, kuş kadar çocuk ne yapsın? Nevri döndü kuzumun. Sen yokken derdinden çatladı. Miran'a niye bağırıyorlar diye kahroldu. Reyyan... ...babana bunu yapanın Miran olduğuna inanıyor musun gerçekten? Of Melike... ...babamdan başkası söylese inanmazdım. Hazar Bey'imin sözünün üzerine söz olmaz... ...ama valla ben bir şey anlamadım bu işten. Kan vermiş bir de ha? Hı hı. Peki deli mi bu çocuk? Madem böyle bir şey yap... [Ambulans sesi.] Dede, ne oluyor? Bilmiyorum. Anam, yine mi Miran yoksa? Sen Gül'ün yanında kal Melike. Cihan, oğlum ambulans mı o? Ambulans mı? Dur bakayım baba, nedir? Ne oluyor ya? Amca? Baba? Amcam! Abi! Yavaş yavaş yavaş. Abi ne oldu? Ya niye çıktınız hastaneden? Babam iyi misin? Hazar, oğlum iyi misin? Nasıl çıktın, niye çıktın ha, bir şey mi oldu? Asıl sen nasılsın? İyiyim, ama sen niye? Miran gelmiş, niye haber etmiyorsunuz? Haydi bir odasına çıkaralım. Ah! Sağ olasın gerisini biz hallederiz. Hepinize geçmiş olsun. (Hep birlikte teşekkür ederler.) İyi misin abi? İyi iyi. İyi güzel. Hazar, sen nereden öğrendin? Ya baba mesele nereden öğrendiğim mi? Niye gelmiş? Niye haber vermiyorsunuz bana? Ya abim haber versek ne olacak? Sen yattığın yerden ne yapacaksın ki? Hasta adama söylenir mi böyle şey? Biz burada bunca insanız, halledemeyecek miyiz? Kızımın yanında olurdum ya. Hasta yatağında bile rahat vermedi it oğlu it! Ne dedi? Ne istiyormuş? Ne diyecek? Karımı almaya geldim dedi, utanmaz. Hiç babam hiç, geçti bitti zaten. Çıkmaz artık karşıma. Sen böyle erken çıktın hastaneden ama bir şey olmasın? Yok kızım iyiyim, iyiyim. O adamın evimize kadar geldiğini bile bile hastanede duramazdım ben. Yanımda olduğunu bilirsem daha rahat edeceğim. Ama abi, böyle daha beter edeceksin kendini. Yok. Ne oldu anlat bana. Ben ilaçlarını getireyim Hazar Bey. Kızın mani oldu bana. Yoksa ben biliyordum ona ne yapacağımı. Sağ girdiği bu evden canlı çıkamayacaktı. Ya baba! Reyyan beni dinlediği için öyle yaptı, çabası kan dökülmesin diye. Ben dedim kimse bir şey yapmayacak diye ya! Hazar, kuduz köpek üstüne gelince hoşt demek yetmez. Ya taş alacaksın eline ya da sopa. Baba kimse bir şey almayacak eline. Ben çözeceğim ya, halledeceğim. Anladınız mı, he? Cihan, Azad? Ya abi nasıl olacak o iş? Ya ben bulacağım bir yolunu. Bunun yolu bellidir abi, sen istesen de istemesen de belli. Belki kan dökmeyeceğiz ama durmayacağız da. Ne yapacaksın Cihan? Sen ne yaparsan yap... ...yapacağın şey Reyyan ile bize zarar vermekten başka bir işe yaramayacak! Yok, bu defa öyle olmayacak. O Azize ile Miran iti ölümden beter olacak, göreceksin. Ne? Nasıl olacakmış o? Zamanı gelince anlatırım, sen şimdi dinlen. Anlat ya. Ya zamanı gelince dedim Hazar. [Kapı açılır.] İlaçlarını getirdim Hazar Bey. İç, uyu da dinlen biraz. Haydi çıkalım biz, Hazar dinlensin. Bu meseleleri sonra konuşuruz. Haydi geçmiş olsun amca. Sağ olasın Azad. Of. Kızım... ...ben. Benim içim hiç rahat değil Reyyan! Kızım ben, bak biz annenle... Sonra, sonra konuşuruz Hazar Bey. Reyyan da perişan, sen de yorgunsun. O yatsın... ...sen de uyu dinlen biraz. Zehra... Annem doğru diyor baba. Sen iyice bir dinlen şimdi. Haydi Allah rahatlık versin. Ben sensiz ne yapacağım Reyyan? Nasıl yaşayacağım? Önceden olsa düşünmezdim... Yaşadığımı bile fark etmeden tüketirdim bu hayatı. Artık birbirimizden ayrı, başka hayatlarımız olacak. Her şey düzelecek, intikamından vazgeçecek dedim. Güzel günler gelecek dedim ama iyileşmeyecek bir yara bıraktın kalbimde. Umudumu öldürdün benim Miran. Umut var, her zaman var. İşte burada Reyyan, vazgeçmeyeceğim. Yaralarım kabuk bağladı seninle, iyileştiler sanmıştım. Ama bana inanmayarak bu yarayı yine sen açıp gittin içime. Ama olsun, benim hala umudum var. Şifalanacak bu yara. Şifasını bilmediği yaraları nasıl sarar insan? Neyle avunur? Ben iyi gelmedim sana. Sen de bana. Biz birbirimize iyi gelmedik Miran. Ben olmayacak dualar ettim, sevdamı koydum önüme. Hata ettim ben, hata ettim. Peki şimdi nasıl yaşayacağız böyle. Sen olmadan aldığım nefes bile batıyor ciğerime. Nasıl yaşayacağız? Bir yolunu bulacağız böyle yaşamanın. Sevdiklerimi benden almak isterken, ben seninle olamam. Baban benden sevdiklerimi almışken ben seninle oldum. Yine de oldum. Sevdamı koydum önüme. Sus artık sus! Yalvarırım sus. Aramızda kalsın bu sevda. (Ağlıyor.) (Ağlıyor.) Susmak yok, tamam mı? Susmayacaksın. Vazgeçme diyeceksin. Hatırlatacaksın. Lime lime olsan da durmayacaksın. Susmayacaksın. Diyeceksin ki... ...Reyyan yoksa... ...Miran yok. Ay Nigar, senin şu böreğinin üstüne de hiçbir şey yok yemin ederim. Ellerine sağlık. Hazar Bey'ime yapmıştım ama doktor müsaade etmiyormuş. Tasalanma Nigar abla, her zamanki gibi Handan Hanım'a kısmetmiş. Bışa gitmedi. Afiyet olsun. Nigar... He? Sen şu Melike'ye bir el ver de şu böreği yapmayı öğrensin. Ne de olsa daha fazla yiyemeyeceğiz galiba. O neden ki? Ee Yusuf seni alır, çiftliğe götürür, orada hanım olursun değil mi Arife? (Kıkırdıyor.) Aman Handan, neler söylüyorsun öyle? Ay! Görmedin kız, on sekizlik gibi kızardı yemin ederim. Yalan mı ha? Adam bulaşık bile yıkıyor, mutfaktan da çıkmaz oldu pervane maşallah. Daha ne istiyorsun? Hamoş, yoksa sen Ahmet amcamla mı evleneceksin? Biliyor musun? O çiçeklerle konuşabiliyor. Artık oho, bir sürü arkadaşımız olur. Onların çiçeklerle falan bir işi olmaz Gül Hanım. Onlar bir araya gelince muhabbet tonla maşallah. Kız Nigar, bu çiftlik de sana yaradı ha! Tek gittini çift dönüyorsun. (Gülüyor.) Darısı da Melike'nin başına inşallah. Günaydın. (Hep beraber günaydın derler.) Gecemiz karanlık oldu ama gündüzümüz aydınlık olur inşallah. Sen babana götüreceksin değil mi? Ben şimdi sana doğrayayım vereyim hemen. Zehra'm etme böyle. Sabaha kadar iki gram uyku uyumadın, bak iki canlısın, etme! Nasıl uyuyayım Hazar Bey? Görmüyor musun olan biteni? Miran belli ki Reyyan'ın peşini bırakmayacak. Çünkü hala karısı. Ona güvenip çıkıp geliyor. Bizim bu boşanma işini bir an evvel halletmemiz şart. Doğru diyorsun. Hala karısı. Sabah şirketin avukatını arayıp Reyyan'ın imzalaması için belge istemiştim. O da hemen göndermiş. Ya Zehra, önce bir Reyyan ile konuşsan daha iyi olmaz mıydı? Böyle emir verir gibi... ...benim içime sinmiyor. Başka çaremiz yok Hazar Bey. Reyyan boşanmayıp da ne yapacak? De bana. Ya... [Kapı çalar.] Gel kızım. Günaydın baba. Günaydın kızım. Kahvaltı hazırladım. Sağ olasın, ellerine sağlık. Dün gece olanlar için... Senin bir günahın yok kızım. O adamı bile isteğe eve almayacağını biliyorum ben. Ama Miran'ın da durmayacağı belli. Kızım... ...Miran peşini kolay kolay bırakmayacak. Karım o benim diye bağırmış durmuş. Bizim bu boşanma işini bir an önce başlatmamız lazım annem. Değil mi Hazar Bey? He. Böylesi daha hayırlı olacak. Sen he dersen. Kızım biliyorum, çok zor. Ama böyle olunca da Miran hala umut edecek. İkinize de yazık, çok üzüleceksiniz. Bırak, Miran kendi hayatına baksın. Sen... Sen nasıl uygun görürsen öyle olsun baba. Her şey hazır, sadece imzan lazım. Avukat hemen boşanma davasını başlatacak. Başka bir yolu yok Reyyan. Her şey düzelecek annem. Böyle olacak Reyyan, böyle olmak zorunda. Babanın hayatını çalmaya kalktı o. Mavi. Oğlum. İyi misin? Özledin mi beni? [At kişnemesi.] Ben senin nereye süreceğini biliyorum Reyyan. Reyyan! Ne işin var senin burada? Nereden biliyorsun buraya süreceğimi, beni mi takip ediyorsun Miran? Evet takip ediyorum çünkü seni başka türlü göremiyorum. Görme o zaman. Reyyan, yine kaçıp gidecek misin? Konuşamayacak mıyız? Ben sana dün söyleyeceklerimi söyledim. Konuşacağız. Aynı şeyleri söylemekten de dinlemekten de yoruldum ben. Ne benim sana, ne de senin bana söyleyeceğin yeni bir şey var. Reyyan, nereden biliyorsun? Daha beni dinlemedin ki. Artık söyleyeceklerinin bir hükmü yok, senle ben diye bir şey kalmadığına göre, biz diye bir şey olmadığına göre... ...dinlemek istemiyorum Miran. Dur dur dur. Ne yapmışsın sen bu ata? Dizginini ters takmışsın. Ah Reyyan ah! Miran! [At kişnemesi.] Mavi! Ya sen ne yaptığını sanıyorsun? Nasıl döneceğim ben şimdi? Dönme diye yaptım zaten, herkesten uzak kalalım diye yaptım. Biraz olsun beni dinle, benimle konuş, benden kaçma diye yaptım. Böyle mi yapacaksın? Böyle mecbur bırakarak mı? O zaman mı dinleyeceğim seni Miran? Reyyan... Ben istemedikten sonra senin mecbur etmen neyi değiştirecek, ha? Reyyan, nereye gidiyorsun? Sanane! Yanlış yöne gidiyorsun, şehir diğer tarafta. Canım nereye isterse oraya giderim. Dikkat et düşeceksin! Ya gelme peşimden! Ah! Miran? Miran iyi misin? İyi misin? Korktun mu? Korkma bir şey olmadı. Korkmadım. Senin bilmediğin bir şey yaptım, insanlık. Yoksa ne halin varsa gör! Reyyan. Reyyan, Reyyan! Bana git deme... ...çümkü gitmeyeceğim. İyi, kal o zaman. Belki kalınca hiçbir şeyin değişmeyeceğini görünce gidersin. Anlatmak istiyorsun ya, anlat. Belki dinlesem de hiçbir şeyin değişmeyeceğini görünce anlarsın Miran. Reyyan ben senden bana geri dönmeni istemek için gelmedim. Eveti onunn için de geldim ama... ...Reyyan. Ben ne yaptığımı bilmiyorum Reyyan. İçimdekileri anlatacak kelime bulamıyorum. Belki ben anlatamadığımdandır. Belki de sen anlamak istemediğin içindir. Ama eğer babanı ben itseydim... ...peşinden gelmezdim. Çünkü ben öyle bir şeyi yapıp da, ondan sonra yapmadım diye yalan söyleyecek bir adam değilim. Sana inanöıyorum çünkü sen de bana inanmamıştın. Ama insan inanmasa da dinler Miran. Hatır için, sevgi için dinler. Bunu sen kabul edemedin, yapamadın. Kabul etmeyi bırak, duymaya bile tahammülün yoktu. Şimdi benim peşimden gelip anlatmak, içini dökmek istiyorsun ya... ...ben de senin peşinden çok geldim. Ben de içimi dökmek istedim sana. Tamam yapamadım ben, beceremedim ama sen yap Reyyan, dinle beni! İyi tamam, dinleyeceğim ama beni ikna etmen için değil. Senin gibi çekip gitmemek için. Dinleyeceğim sonra da gideceğim. Tamam, haydi gidelim. Anlattığım her şeyi yeniden tek tek düşünmeni istiyorum, en baştan. Baban düştüğünde ben mutfaktaydım. Sesi duyup çıktım tıpkı senin gibi. Zaten beni gördün. Ben onun baş ucunda duruyordum. Eğer onu itmiş olsam, yukarıda olmam gerekmez miydi? Ya kim o zaman Miran? Sen benden önce oradaydın, görmüş olman lazım. Kimdi? Bilmiyorum, kimseyi görmedim. Reyyan, ben seninle beraber hastaneye geldim. Baban hayatta kalsın diye senine birlikte mücadele verdim. Bütün bunlar olurken tek bir kez bile babanın ölmesini dilemedim. Senin gözlerinde o acıyı görmemek için ben de onun yaşamasını istedim. Yaparız sandım. Yaparız sandım ama olmadı. Düşmanlığı yeneriz, nefreti bitiririz sandım. Olmadı. Ne yapmam lazım Reyyan? Sana kendimi inandırmak için ne yapmam lazım? Masumluğumu nasıl ispatlayabilirim sana? Babam bugüne kadar bana tek bir kez bile yalan söylemedi Miran. O gece konağa neden geldi? Bizi oradan çıkarmak için. Sen istemedin ama o seni bile yaşatmak istedi. Hatta sevdamızı bile. Şimdi bana diyorsun ki inan. Sen olsan inanır mıydın? Ben sana her koşula inanırım. Hayır Miran, inanmadın. Ben hep seni inandırmak için çabaladım, sana rağmen çabaladım. Ama sen bana inanmadın, dinlemedin bile. İşte şimdi ben seni dinliyorum ama artık söyleyecek bir söz yok. Reyyan gitme, bize bir fırsat ver. Sen o fırsatı nefretinle aldın bizim elimizden. Ama senden de öncesi var Miran. Bu nefret bu topraklara biz daha doğmadan önce ekilmiş. İstesek de söküp atamayız. Bir şey söylemeyecek misin? Arama, benimle gel. Azad abi... ...gelip beni alır mısın? Tamam. Reyyan! Gitme. Gitme. [''Ebru Şahin & Vedat Demir-Sürgün'' çalıyor.] Bitmedi içindeki savaşın, bitmedi. [''Ebru Şahin & Vedat Demir-Sürgün'' çalıyor.] O kadar uğraştım ki seni yaşatmak için. Türküler söyledim, su verdim. Sevdim. Yine de yaşatamadım ama. İzin vermediler. Bırakmadılar sana bakayım. Sen de öldün. Ben de öldüm, gül. Miran. Aga... Hiçbir şey deme aga. Hiçbir şey deme. [''Ebru Şahin & Vedat Demir-Sürgün'' çalıyor.] Artık bülbül gelmeyecek. Artık türküler de yok. [''Ebru Şahin & Vedat Demir-Sürgün'' çalıyor.] (Ağlıyor.) (Ağlıyor.) Sen Dilşah Hanım'ı iyi tanırdın, yakınmışsınız da bildiğim kadarıyla. Hazar ile de öyleymişsiniz. Yani sen Hazar ve Dilşah Hanım'a dair bir şey bilmiyor musun? Peki tanışıyorlar mıydı? Böyle bir mektup olabilir mi? Eğer Mehmet'in elinden kurtulamazsam oğlummu kurtar Esma. Sen her şeyi biliyorsun, kurtar Miran'ı. İnsan bir işe kalkışacaksa, sonuçlarına da katlanacak. Allah'ım ne yapacağım ben? Bana bir yol göster. Bir yanda oğlum... ...bir yanda Miran... ...bir yanda Hazar... ...bir yanda günahsız bedel ödeyen Reyyan. Ne yapacağım ben? Aga koyverme be kendini, düzelir. Hep düzelmedi mi? Cık. Düzelmiyor, düzelmiyor aga. Tam düzeldi, tam olduk derken savruluyoruz, mecbur bırakılıyoruz. Reyyan da mecbur kaldı. Hazar Şadoğlu yalanlarıyla aldı götürdü onu benden. İnan bana senin suçsuz olduğunu o da anlayacak. Cık, anlamayacak. Çünkü karşısındaki kişi babası. O, hayatta en güvendiği adam. Ben anlatmak için çırpındım, olmadı. Vaz mı geçeceksin? Aga nereye gidiyorsun? Gelip biraz yatsaydın ondan sonra... Eve girmek istemiyorum ya, yürüyeceğim biraz. Yürüyeceğim. [Kapı açılır.] Anne? Uyumadın mı sen? Yatıyordum oğlum. Anne ne oluyor? Bir şey olmuyor. Vakit de çok geç oldu, sen de yat artık. Haydi Allah rahatlık versin. Anne gel, gel. Anne ne olur benden bir şey saklama. Ben senin oğlunum ya! Bak bu yaşananlardan sen bir zarar göreceksin diye korkuyorum, anlamıyor musun? Ne oluyor? Söyle bana. Anlatacak bir şey yok ki, olan biten bir şey yok. Anne ben çocuk değilim! Kör de değilim, görüyorum her şeyi! Azize Hanım'ın sana son zamanda bakışları değişti, senin de ona değişti. Ne oluyor? Bir şeyin değiştiği yok oğlum, sen nereden çıkarıyorsun bunu? Anne! Ee, bazen ters düşüyoruz. Reyyan'a davranışları hatta Gönül'e... ...konuşmuyor ama o gözlerimden anlıyor. Ben onunla aynı düşünmüyorum diye kızıyordur bana. Niye? Herkes onun gibi mi düşünmek zorunda? Oğlum... ...sen söylesene şimdi bana, durup dururken bu büyükana konusunu niye açtın? Anne Miran'ın halini görüyorum, Gönül'ün, Sultan Hanım'ın, Elif'in bile. Ya bu öfke hep vardı ama biz Kars'tayken mutluyduk. Şimdi? Şimdi herkes mutsuz, herkes acı içinde. Bunca düşmanın olduğu yerde bu normal değil mi? Biz buraya gelirken... ...bunun böyle olacağını tahmin etmiyor muyduk? Düşmanlık mı? Anne Aslanbey yetimhanesinde büyüdük hepimiz. Biz babasız, siz kocasızdınız. Savaş geçmiş gibiydi üzerimizden ama yine de bir kere bile ayrılmadık. Şimdi? Şimdi sanki biri çıkıyor önümüzde taş diziyor, hendek kazıyor önümüze, çelme takıyor ayağımıza! Bazen diyorum ki... ...keşke geçmişi değiştirebilsem. Miran'ın öfkesini, bu intikamı bitirebilsem. Miran gözümün önünde eriyip gidiyor, ben bir şey yapamıyorum artık. Hepimiz diken üstündeyiz, her an birimize bir şey olacak. Anne ben hayatıma birini sokmaya bile korkuyorum, onu da alıp bu cehenneme sokmamak için. Oğlum öyle deme, gönüle biri girerse her şeyi unutursun. Düşersin sevdanın peşine, yuvanı kurarsın. Bu söylediklerine sen inanıyor musun anne? Bu düşmanlık bir gün bu konaktan birimizi canını alacak! Ben çocuğumun benim gibi büyümesini, sevdiğim kadının da senin gibi ağlamasını istemiyorum. Bak Miran'a, sevince yetecek zannetti ama olmadı. Bu intikam bitmeden de olmayacak! Sadece Miran için değil, hepimiz için öyle. Miran dün neredeyse ölüyordu anne. Eğer son dakikada yetişmeseydik, Nasuh onu orada vuracaktı. Nasıl yani? Bunca tehlikenin içinde kalbine yenik düşmüş. Reyyan'ı göreceğim diye, başıma bir şey gelir mi diye hiç düşünmeden kalkmış Şadoğlu konağına gitmiş. Hazar'ın ona attığı iftirayı temizlemeden de vazgeçmeyecek. O gün ne olacak? Ya Miran, ya peşinden giderken ben öleceğim. Öyle deme oğlum! Allah korusun. Ben senin için hep dua ederdim biliyor musun anne? Keşke babam bir gün çıksa gelse, ölmemiş olsa. Annem mutlu olur derdim. Şimdi aynı duayı benim çocuğum benim peşimden etsin istemiyorum. Gidelim oğlum. Üstündeki malı mülkü Miran ile Gönül'e ver. Çekip gidelim buralardan. Gitmek neyi değiştirecek anne? Nasıl bırakırız bunca insanı arkamızda? Ailemiz onlar bizim. Biz bu üzerinden savaş geçmiş evde yaşamaya devam edeceğiz. Dua edeceğiz. Koruyacağız birbirimizi, bunun başka yolu yok. Haydi Allah rahatlık versin. Ben size ne yaptım? Sizi neye kurban ettim ben? (İç çekiyor.) Bu odadan Reyyan'a ait ne var ne yoksa topla valize doldur, hiçbir şey bırakma. Gerçi Miran'ın aldıklarından başka pek bir şeyi yok ama olsun. İki tane çaput için arkamızdan konuşturmayalım. Miran ağabeyim kızmasın sonra? Miran senin ağansa ben de bu evin hanımıyım. Dediğimi ikiletme Şehriyar. Yap geç, soran olursa benim yaptığımı söylersin. Tamam Sultan Hanım, nasıl isterseniz. Ben de bu evin hanımıyım. Kadına bak ya, yamuk ağız! Akbaba gibi çöktü kızın eşyalarının üstüne, az daha bekleseydin de oturduğu yer soğusaydı. Tövbe estağfirullah. [Gerilim müziği.] Miran ağabeyim. Ne yapıyorsunuz siz? Valla Sultan Hanım, Sultan Hanım gelin hanım artık gelmeyecek eşyalarını toplayın dedi, ben de topladım. Sen kimsin ya? Kimsin! Reyyan'ın eşyalarını toplatmak ne demek? Delirtecek misiniz siz beni? Kafayı mı yedirteceksiniz? Bu kız bu evden gitmedi mi? Kendi gitti eşyaları kaldı. İçinde insan olmadıktan sonra ne faydası var? Ha yenisine saklayayım diyorsan onu sen bilirsin. Yenge! Sultan... ...senin aklın başına ne zaman gelecek? İnsanın kafası başka yerdeyken toparlamak biraz zor oluyor Azize Hanım. O zaman olmayan aklınla bilmediğin işlere karışma. Sen kimden izin aldın da Reyyan'ın eşyalarını toplatıyorsun? Hayırdır, nedir bu Reyyan sevdası? Sen yine neyin peşindesin? Şehriyar bırak onları! Bırak, aşağı in. Esma anayla birlikte yengemin eşyalarını toplayın. Hacı'ya da haber ver arabayı hazırlasın. Yengem Kars'a gidiyor. Sultan sevilecek tarafın yok ama bazen ekmeğime yağ sürüyorsun ya... ...o zaman bir iki dakika için bile olsa seni sevesim geliyor. Sen kim oluyorsun da beni göndermeye kalkıyorsun? Ben Sultan Aslanbey'im! Amcanın karısı, hatırladın mı? Beni hiçbir yere gönderemezsin, kendine gel! Sen sınırı aştın yenge. Sen sadece benim yengemsin. Ne Reyyan'ın ne benim hayatıma karışmak senin haddin değil. Reyyan bu konağa geri dönecek! Anladınız mı? Anladın mı? Bundan sonra benden habersiz kimse benim odama girmeyecek. Hele Reyyan'ın eşyalarına hiç dokunmayacak! Bu konakta Reyyan hakkında tek bir kelime bile edilmeyecek! Benim Kars'a falan gideceğim yok. Hayatımı çoluk çocuğun eline bırakacak değilim. Benden evvel senin söylemen gerekirdi. Niye suspus oldun? Sultan, Miran öfkesinden öyle söylüyor. Sen de idare et biraz. Şimdi üstüne gidecek olsam, he diyeceği varsa da demez. Sen git Kars'a, dinlenir hava alırsın. Biraz havan değişir. Ben seni dört beş güne aldırırım. Azize Hanım... ...ben gidersem, hep beraber gitmek zorunda kalırız. Neden o Sultan? Bavulları beraber toplayalım mı, ister misin? (Gülüyor.) (Burnunu çekiyor.) Abi? İyi misin? Değilim. İyi değilim. Reyyan benden vazgeçti. Herkes onun benden gittiğine o kadar emin ki evdeki varlığını silmeye çalışıyorlar. Ama ben Reyyan'dan vazgeçmem Elif, vazgeçmem. Dinlemiyor ki beni. Dinlese de anlamıyor, anlamak istemiyor. Sesim, sözüm ulaşamıyor ona. Artık o kadar çaresizim ki. (İç çeker.) Reyyan'a babasının ona yalan söylediğini anlatamıyorum. Nefesim kesiliyor. Öyle uzak ki bana, bakışları yabancı... ...gözleri gözlerime değdiğinde delik deşik ediyor. Ben onsuz nasıl yaşayacağım, bilmiyorum. Belki ben bir şey yaparım. Belki ben konuşurum Reyyan ile, ha? Kimse bir şey yapamaz Elif. Babası yalan söylemeye devam ettikçe hiç kimse bir şey yapamaz. Düzelecek abi, her şey düzelecek. İnan bana. İnşallah, inşallah. İnşallah. Düzelecek abi, düzelecek. Reyyan yine eskisi gibi bakacak gözlerine. Gitmek mi istiyorsun Zehra'm? İstediğin buysa eğer, böyle huzur bulacaksan gidelim. Peki sonra ne olacak? Belki başka hayatlar kuracağız. Belli mi olur belki acılarımızı geçireceğiz, yaralarımızı da saracağız. Sonra bir gün... ...sen de ben de bu dünyadan göçüp gideceğiz. Peki evlatlarımız ne yapacak? Torunlarımız? Ata toprağıdır, baba ocağıdır diye merak edip gelmeyecekler mi? Biz onlara sadece taş toprak bırakmış olmayacağız ki Zehra'm. Hayatlarımızı da bırakacağız. Hikayemizi, adımızı... Gül gelip sorduğunda... ...ne diyecekler ona? Ya doğmamış evladımız? Duyacakları tek şey... ...babalarının katil olduğu. Bir kadının namusuna göz koyduğu. Ben yapmadım. Ama evlatlarıma... ...utanç bırakacağım. Başlarını yere eğecekler. Şimdi gidersek... ...üstüme yapışan bu iftiradan asla kurtulamayacağım. Sana söz veriyorum babam, kimse senin hakkında tek bir kötü söz söyleyemeyecek. Masumiyetini ispatlayacağım, en başta Miran'a, sonra herkese. Ben yapmadım, ben yapmadım! Ben yapmadım, ben yapmadım! Beni Miran itti. Yalan söylüyorsun, seni ben itmedim! Keşke geçmişi değiştirebilsem. Miran'ın öfkesini, bu intikamı bitirebilsem. Miran gözümün önünde eriyip bitiyor, ben bir şey yapamıyorum artık. Hepimiz diken üstüne yaşıyoruz, her an birimize bir şey olacak diye. Anne ben hayatıma birini almaya bile korkuyorum. Onu da alıp bu cehennemin içine sokmamak için. Reyyan, Reyyan yemin ederim ben yapmadım! Ya doğmamış evladımız? Duyacakları tek şey babalarının katil olduğu... ...bir kadının namusuna göz koyduğu, ben yapmadım. Bu düşmanlık bir gün bu konaktan birimizin canını alacak. Ben çocuğumun kendim gibi büyümesini, sevdiğim kadının da senin gibi ağlamasını istemiyorum. Sana söz veriyorum baba, kimse senin hakkında tek bir kötü söz söyleyemeyecek. Masumiyetini ispatlayacağım, önce Miran'a sonra herkese. Boşanacaksınız. Bunca tehlikenin içinde kalbine yenik düşmüş. Reyyan'ı göreceğim diye kalkmış Şadoğlu konağına gitmiş. Hazar Şadoğlu'nun ona attığı iftirayı temizlemeden de vazgeçmeyecek. O gün ne olacak? Ya Miran, ya peşinden giderken ben ölüp gideceğim. Senin gidip anlatman neyi değiştirecek? Ha Miran ha sen. Bunca yıl nefretle kaplanmış yüreğime biir sevdayı çok gördü bunu kim yaptıysa! Karımla çekip gitmek varken ben burada kaldım. Kim için? Ailem için, hepinizi korumak için! Önünü ardını düşünmeden tek tabanca düşman kapısına gidilecek zaman mı? Gözünün yaşına bakmadan öldürecekler Miran'ı. Bu dünyanın güzelliklerine hep uzaktan baktım Reyyan. Mutluluğa... ...aileye... ...sevdaya. Şimdi de sana. Yıllarca sustuklarımı konuşasım var ama dinlemiyorsun. Beni en çok korktuğum şeyle baş başa bırakıyorsun. Beni sensiz bırakıyorsun. Yapma. Bırakma Reyyan. Buradayım de. Vazgeçmedim de. Geçecek de. Sana inanıyorum de. Geçecek torunum. Bütün acıları dünde bırakacaksın. O gün her şeyin yoluna girdiği yeni bir sahaba uyanacaksın. Ne zaman babaanne? Uzak değil, uzak değil. Haydi gelin, pisi pisi. Gül! Annem neredesin? Buradayım anne! Gül. (Gülüyor.) Annem sen ne yapıyorsun burada? Kedileri bekliyorum. Eğer gelirlerse Melike ile beraber yemek vereceğiz onlara. Sen hazırlayıp buraya koy, onlar geldiklerinde yerler tamam mı annem? Haydi kalk, üşütme burada. Haydi gir içeri, geliyorum ben de. (Gülüyor.) Zehra... Bu Dilşah'ın emaneti. Hazar artık bunu bilmek zorunda. Bunu ona ver ve de ki... ...ona de ki... ...Esma artık buralardan gidiyormuş. Oğluyla birlikte. Bizi artık aramasın. Üzerine atılan iftirayı temizlesin. Kızını da kurtarsın... ...oğlunu da. Oğlunu mu? Miran. Mehmet Aslanbey'in oğlu değil. Hazar ile Dilşah'ın oğlu. Torunum... ...öfkeni görürüm, acını anlarım ama Sultan kalsın. Olmaz, o gidecek bu evden! Çünkü Reyyan bu eve geri gelecek. Ben karımdan ayrılmayacağım. Yengem madem o gider gitmez onun varlığını bu evden silmeye çalışıyor, karım döndüğünde... ...ikisi aynı evde olmayacaklar. Sen değil miydin sizin için döndüm diyen? Sultan haddini aşar, yanlış şeyler yapar ama ailedendir. Ama yengem öyle davranmıyor babaanne. Bizden uzakta olursa onu nasıl koruyacağız? Onu başsız bilirlerse düşmanlarımız peşine düşecek. Peki ya Gönül'e ne diyeceksin? O da anasının peşinden gidecek. Şadoğulları'nın ne zaman ne yapacağı belli olmadığı bir zamanda herkes ortalığa mı saçılsın? Onlar senin amcanın emaneti. İyi tamam, tamam. Kalsın. Ama eğer bir daha işime karışırsa amcamın emaneti demeyeceğim bilesin. Reyyan geri dönecek, bunun için elimden geleni yapacağım. Seni tekrar mutlu görmek için. İnşallah babaanne. İnşallah. Miran Aslanbey! [Gerilim müziği.] Reyyan. Miran Aslanbey! Reyyan! Aşağı in. Geldin. [Gerilim müziği.] [Jenerik müziği.]
Get free YouTube transcripts with timestamps, translation, and download options.
Transcript content is sourced from YouTube's auto-generated captions or AI transcription. All video content belongs to the original creators. Terms of Service · DMCA Contact